12 Haziran 2014 Perşembe

Kentli Çocuklar: Kuru Soğuk



Makinelerin sesi böler kentli çocukları...
Kalp atışlarını dinlemek için,
Sıkıca kapar kentli çocuklar kulaklarını,
Duyacakları akışıdır kanlarının...
 ruhlarıdır!

Dişlerini gıcırdatır tüm kapılar gibi kentli çocuklar.
Uyandıkları bir bölünmüşlük, bir ölüm sıcaklığı,
Bir soğukluk sıkar, kentli çocukların paltolarını
 Kuru soğuk!

İçindedir kentli çocukların modern soğuklar,
Kuru soğuklar, uyuyan kentli çocukların üzerinde,
Sımsıcak yataklarında!

Üzerlerine kar yağar kentli çocukların,
Betonların soğukları,
Ve tüm soğukluğu kentin,
Düşlerini üşütür kentli çocukların,

Ne görülenin keskinliği, ne görüşün…
Biter hiç yaşanmamış gibi,
Hiç ölmeyecek/-miş gibi
yaşayanların sermayesi!

Ne soğukluk,
!
Isınmayan neydi çöl kumlarında?

"Hiç serap göremeyen aklın kılavuzluğu"
Sardı kentli çocukları...

Paylaşılan bir ekmek parçasıdır
Seherden sonra ancak!
O da boğazına dizilir, kentli çocukların.

Bilinir ki,
“Bu bölünmüşlüklerle yaşamaya tahammül”
Dünyanın ipini çıkarır pazara…-da-
-Ah alıcısı çoktur-
 bu yüzden şaşkındır;
Tahammülle sefer arasında,
-arada-
Her dem,

 kentli çocuklar…